İlk insanın var oluşundan günümüze kadar yüzyıllardır süregelen batıl inançlar hayatın her noktasında etkisini gösteriyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler, birlikte yaşayan insanlar arasında kimi zaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan doğan bir takım inanışlar olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Güler, bu tür inanışların, ilk insanın var oluşundan günümüze kadar sürüp geldiğini ifade ederek, "Bu tür inanışların çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla bir ilgisi yoktur. İnanışlar kişiden kişiye değişmekle birlikte ortak yanlan vardır. Bu tür inanışların insan üzerinde negatif etkisi de bulunmaktadır" dedi. Araştırmaya konu batıl inançlardan bir bölümü şöyle:
RUH, MEZARLIK,
TÜRBE VE ZİYARET YERİ:
—Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır.
—Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişileri çarpılır.
—Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.
—Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.
—Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
—Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.
—Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.
—Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.
—Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır.
—Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konu¬ur.
—Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak, kaynayan sütün altına atılır.
—Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.
—Başsağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.
—Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.



ve beni en çok üzen şeyde bu tarz batıl inanşların dinimiz ile bağdaştırılarak inandırıcı oldurmaya çalışılması, oysa güzel dinimiz islamda batıl inanışa yer yoktur. İslam dini ilime ve bilime önem verir ve okumayı araştırmayı ve geliştirmeyi emreder.